Anadolu Düşünce ve Strateji Merkezi: “Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren tarihî düzenlemelerde milletin doğrudan iradesine başvurulmalıdır”
Anadolu Düşünce ve Strateji Merkezi (ASTEM), terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmeye yönelik kamuoyuna yansıyan düzenlemelerin hukuk devleti, adalet, yargı bağımsızlığı ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde ele alınmasını istedi. ASTEM, mümkün olması hâlinde düzenlemelerin referanduma götürülmesini teklif etti.
Anadolu Düşünce ve Strateji Merkezi (ASTEM), Türkiye’nin terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme bakımından “tarihî bir eşikten” geçtiğini belirterek, terörün tamamen sona erdirilmesi ve silahların kesin ve kalıcı biçimde bırakılması çağrısında bulundu. Merkez, bu hedefe ulaşılırken hukuk devleti, adalet, eşitlik, yargı bağımsızlığı, hesap verebilirlik, toplumsal vicdan ve millî birlik ilkelerinden taviz verilmemesi gerektiğini bildirdi.
ASTEM tarafından yapılan açıklamada, kamuoyuna yansıyan düzenlemelerin yalnızca bir kanun değişikliği olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek, sürecin terörle mücadeleden ceza hukukuna, mahkûmiyetlerin ve hak yoksunluklarının geleceğinden toplumsal bütünleşmeye kadar Türkiye’yi ilgilendiren sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.
“DEMOKRATİK KATILIM VE ŞEFFAFLIK AÇISINDAN SORU İŞARETLERİ VAR”
Açıklamada, düzenlemenin kamuoyunda yeterince tartışılmadan ve milletvekillerinin teklifin bütün maddeleri ile muhtemel sonuçlarını değerlendirebilecekleri yeterli zaman ve bilgi ortamı oluşmadan kısa sürede Meclis gündemine taşınmasının “demokratik katılım ve karar süreçlerinin şeffaflığı bakımından ciddi soru işaretleri” doğurduğu kaydedildi.
ASTEM, amacının herhangi bir milletvekilini itham etmek olmadığını vurgulayarak, milletvekillerinin böylesine tarihî bir konuda parti gruplarının siyasi kararları ve Meclis çalışma şartlarının oluşturabileceği baskılardan uzak şekilde, özgür iradeleriyle ve yeterli bilgiye sahip olarak karar verebilmelerinin önem taşıdığını belirtti.
Açıklamada, “Çünkü bugün verilecek bir oy, yalnızca güncel bir siyasi tercih olarak kalmayacak; gelecekte Türkiye’nin hukuk düzeni, toplumsal barışı ve millî güvenliği bakımından sonuçları tartışılacak tarihî bir karar olacaktır.” ifadelerine yer verildi.
“MİLLETİN DOĞRUDAN İRADESİNE BAŞVURULMALI”
ASTEM, Anayasa ve ilgili hukuk çerçevesinde mümkün olması hâlinde Türkiye’nin geleceğini doğrudan ilgilendiren kapsamlı düzenlemelerin referanduma götürülmesini teklif etti.
Merkez, “Milletin tamamını ilgilendiren böylesine tarihî bir konuda, yalnızca Meclis çoğunluğuna dayalı bir karar yerine doğrudan milletin iradesine başvurulması; hem kararın meşruiyetini güçlendirecek hem de tarihî sorumluluğu yalnızca milletvekillerinin üzerine bırakmayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Referandum sonucunun kabul veya ret şeklinde ortaya çıkması durumunda kararın doğrudan millet iradesiyle şekillenmiş olacağını belirten ASTEM, referandum çağrısının herhangi bir siyasi parti veya siyasi aktöre karşı tavır olmadığını, demokratik katılımı, toplumsal mutabakatı ve meşruiyeti güçlendirecek bir güvence olarak görüldüğünü açıkladı.
“ADALET VE TOPLUMSAL VİCDAN GÖZ ARDI EDİLMEMELİ”
ASTEM açıklamasında, Türkiye’nin terör nedeniyle on binlerce insanını kaybettiği, şehitlerin, gazilerin, hayatını kaybeden vatandaşların ve ailelerinin ağır acılar yaşadığı hatırlatıldı.
Terörün sona erdirilmesi ile geçmişte işlenen ağır suçların hukuki ve vicdani sorumluluğunun ortadan kaldırılmasının birbirine karıştırılmaması gerektiği belirtilen açıklamada, “Silahların bırakılması Türkiye’nin kazanımıdır. Adaletin zedelenmesi ise bu kazanımın bedeli olmamalıdır.” ifadeleri kullanıldı.
Kasten öldürme ve benzeri ağır suçların, terör örgütünün silah bırakması gerekçesiyle hukuki ve vicdani sorumluluk alanının dışına çıkarılmasının toplumun adalet duygusunda “derin yaralar” açabileceği savunuldu.
Yargı kararlarının sonuçlarının idari kurullar tarafından belirlenebilmesine veya değiştirilebilmesine yönelik düzenlemelerin ise yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı bakımından açık ve tatmin edici biçimde gerekçelendirilmesi gerektiği ifade edildi.
ASTEM, terör suçlarına ilişkin özel düzenlemelerin kanun önünde eşitlik ve objektiflik ilkelerine uygunluğunun ortaya konulmasını ve süreçte görev alan kişi ve kurumların hesap verebilirliğini ortadan kaldıracak sınırsız sorumsuzluk düzenlemelerinden kaçınılmasını istedi.
Açıklamada ayrıca, geçmiş dönemlerdeki siyasi çatışmaların mağduru olduğunu ifade eden ve doğrudan ağır şiddet eylemlerine katılmadığı hâlde cezaevinde bulunan kişilerin durumlarının da adalet ve hakkaniyet ölçüleri içerisinde ele alınması gerektiği belirtildi. ASTEM, “Çünkü adalet, kimden yana olduğuna göre değişen bir kavram değildir.” ifadesini kullandı.
ASTEM’DEN ÇAĞRI
Anadolu Düşünce ve Strateji Merkezi, terörün tamamen sona erdirilmesini ve silahların kesin ve kalıcı biçimde bırakılmasını desteklediğini bildirdi. Merkez, bu hedef doğrultusunda hukuk devleti, adalet, eşitlik, yargı bağımsızlığı ve hesap verebilirlik ilkelerinden taviz verilmemesi gerektiğini vurguladı.
ASTEM, düzenlemenin bütün maddeleri ile muhtemel sonuçlarının kamuoyuna açık, anlaşılır ve şeffaf biçimde ortaya konulmasını istedi. Milletvekillerinin ve kamuoyunun yeterli bilgiye sahip olmadan, kısa süre içerisinde tarihî sonuçlar doğurabilecek bir karara yönlendirilmesinin de demokratik katılım ve şeffaflık ilkeleri bakımından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Açıklamada, ağır suçların hukuki ve vicdani sorumluluğunun ortadan kaldırılmaması, yargı bağımsızlığı, eşitlik ve hesap verebilirlik ilkelerinin korunması talep edildi. Türkiye’nin geleceğini ve toplumsal bütünleşmesini doğrudan ilgilendiren düzenlemelerin mümkün olan en geniş demokratik meşruiyet zeminine taşınması ve milletin doğrudan iradesine, yani referanduma başvurulması teklif edildi.
ASTEM, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: “Bizce bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; adaletten vazgeçmeden barış, hukuktan vazgeçmeden bütünleşme, milletin vicdanını yaralamadan terörün sona erdirilmesi ve milletin doğrudan iradesiyle güçlendirilmiş bir meşruiyet zeminidir.”
Merkez, “Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesine tarihî bir meselede son söz, mümkün olan en geniş demokratik meşruiyet içerisinde milletin kendisine ait olmalıdır. Milletin iradesi olmadan, millet adına tarihî kararlar alınmamalıdır.” ifadeleriyle kamuoyuna çağrıda bulundu.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0